FİNANS SEKTÖRÜNDE ÇEVİKLİK

FİNANS SEKTÖRÜNDE ÇEVİKLİK

FİNANS SEKTÖRÜNDE ÇEVİKLİK

Çevik olabilmenin en temel şartı durum ve ihtiyaç değişikliklerine hızlı şekilde cevap verebilmek. Aynı zamanda verdiğiniz cevabın kaliteli şekilde olması da gerekli ki size gizli maliyetler çıkarmasın.

Çevik olabilmekte en çok zorlanıldığı düşünülen sektörlerden birisi de bankacılık ve finans sektörü. Bu konunun temelinin dayandırıldığı faktörlerden birisi elbette Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Türkiye Bankalar Birliği, Sermaye Piyasası Kurulu gibi birçok regülatör kuruma istenilen formatta, zamanda (hemen!!) ve kati doğrulukta, doğrudan rapor verme zorunluluğu. Bu açıdan bakıldığında aslında “daha iyi işte” diyebilirsiniz, “kurumun çevikliği artarsa cevap süresi de kısalır ve her tür denetim ve raporlamaya da hızlı cevap verebilir”. Kesinlikle doğru! Scrum takımlarının en temel değerlerinden olan Sprint goal “commitment” ve “single focus”u riske atan oranlarda olabilse de, bunu aşmanın Kanban uygulamak gibi, tampon PBI’lar eklemek gibi alternatif yolları da var.

Finans sektöründe esas sıkıntıyı takımlar düzeyinde değil daha çok kurumsal Agile dönüşüm yolunda atılması gereken iyileşme adımlarında görüyoruz. Bu regülatör kurumlar ve kurum içi denetim ve teftiş birimlerinin hem takımlar, hem de organizasyon düzeyinde gerçekleşmesi gereken değişimlerin hayata geçirilmesinde, tabir yerindeyse sürekli bir “kitabına uydurma” kaygısı var. Hatta bu kaygı aslında bu birimlerin varoluşlarının da ana sebebi haline gelmiş durumda. Bu kaygı, finans sektörünün oturduğu zeminin ekonomik ve siyasi dalgalanmaların yoğun olduğu ülkemizde, riskin büyük ama çok çok büyük olduğu para merkezleri olmaları açısından bakıldığında çok da yadırganamaz. Kapitalizmin kalesi olarak adlandırabileceğimiz bankalar elbette sadece kendi yatırımları ve paydaşlarının risklerinden dolayı değil, ülkenin ekonomik göstergelerine etkileri çerçevesinde de birçok denetime tabi tutuluyorlar.

Bu uygulamalar tabi ki sadece Türkiye’de geçerli değil. Benzer uygulamaların yer aldığı birçok Avrupa ülkesinden biri olan Hollanda’da Scrum.org’un danışmanları ile yönetilen ING Bank Hollanda’nın Agile dönüşüm programının danışmanlarından David Bogaerts ile bu konuyu Agile Turkey Summit 2013’te misafirimiz olduğunda da uzun uzun konuşma fırsatı bulmuştum. Takımlar düzeyinde Product Owner’ın bu tip işleri sadece DoD (DONE kavramı) içerisine almasıyla bile halledilebileceğinden veya release Sprint’lerini denetimsel açıdan ayrıca planlayarak çözülebileceğinden benzer şekilde bahsettik.

Kurumsal dönüşüm kapsamında şirket kültürünün de elbette önemi var. Fakat bu konudaki anahtar, regülatif birimlerinizin veya dış denetim kurumlarına cevap veren mevcut birimlerinizin Agility kavramını iyi algılamaları, temel değerlerini öğrenmeleri, özümsemeleri ve hukuki, yasal zorunluluk gibi uzmanlıkları kapsamında bu regülasyonlara kurumun süreçlerini adapte edebilmeyi başarabilmelerinde saklı.

Yapılan yanlışlardan ve en büyüklerinden birisi, Agile dönüşüm programına sadece BT bünyesinde başlayıp orda devam etmeye çabalamak. Tersine, BT bünyesinde yeterli bir olgunlukta yeni ürün geliştirme ‘mindset’ ine sahip olduktan sonra bunu hemen ilgili BT birimlerinin beraber çalıştığı BT dışı birimlerinize de taşımazsanız kurum içi yayılımına yeteri kadar yatırım yapmış sayılmazsınız.

Tolga Kombak, Agile Coach&Trainer, ACM

ARAMA YAPIN