HER ŞEYİBEN BİLİRİM RİSKİ

HER ŞEYİBEN BİLİRİM RİSKİ

HER ŞEYİBEN BİLİRİM RİSKİ

‘Product Owner: Tek Kişilik Gösteri?’ başlıklı yazıda Product Owner’ın yaratılacak olan değeri maksimize etmesi için müşteri beklentilerinin anlaşılmasının ve bunun ötesinde de inovasyonun öneminden bahsetmiştik. Bu doğrultuda Product Owner’ın tek başına en doğruyu tahmin etmeye çalışmak yerine, kalabalıkların bilgeliğinden ve farklı geri bildirimlerden faydalanması gerekliliğini vurgulamıştık. Bu gerekliliği yaratabilecek bir diğer unsurdan bahsetmek isterim: deneyimle birlikte artması muhtemel olan bilişsel çarpıtma (cognitive bias) olasılığı. Bunu biraz açıklamaya çalışalım.

Product Owner’ın işinde elde etmiş olduğu deneyimleri neticesinde ilgili projedeki kullanıcı beklentilerine yönelik çeşitli önyargılarının oluşmuş olması riski yüksektir. Bu önyargılar gerçek gereksinimlerin görülüp anlaşılmasında önemli bir engel olabilir. Acaba, Product Owner’ın kullanıcı beklentileri olarak gördüğü istekleri gerçekten kullanıcıların ihtiyaç duydukları şey midir yoksa Product Owner’ın kendi fikirlerini kullanıcıların beklentileri olarak görme yanılgısı mıdır? Kısaca, Product Owner’ın işiyle ilgili deneyimi, gereksinimleri ortaya koymak noktasında faydalı olabileceği gibi negatif bir şekilde gerçek ihtiyaçların anlaşılması konusunda yanıltıcı da olabilecektir.

Deneyimin özellikle yaratıcılığın yüksek olması gereken noktalarda (ki yaratıcılık değeri maksimize edebilmek için önemli bir etken) bir engel oluşturabileceğini bilmekteyiz. Bu alanda yapılan çeşitli araştırmalar yaratıcılığın belli kalıpları henüz kabul etmemiş, genç bireylerde daha aktif bir şekilde ortaya çıkmakta olduğunu ortaya koymaktadır. Bunun bazı örnekleri Einstein’ın İzafiyet Teorisi’ni ortaya attığında ya da Picasso’nun Avignonlu Kadınlar tablosunu yaptığında sadece 26 yaşında olmalarıdır.

Deneyimin getirebileceği önyargı ve yanılgı, ve yaratıcılık anlamında yaratabileceği negatif unsurun yanı sıra, Product Owner’ın kendi üreteceği fikirlerin doğru olduğuna herkesten daha çok inanması ve bu doğrultuda yanlış kararlar alabilme riski de bir bilişsel çarpıtmadır. Bu durumu, ebeveynlerin kendi bebeklerini dünyanın en güzel bebeği olarak görmesiyle örneklendirebiliriz. Product Owner’ın kendi fikirlerini gözü kör bir şekilde sahiplenmesi ve takımı yanlış bir yöne doğrultması riski bulunmaktadır.

Yukarıda bahsetmiş olduğumuz ve benzeri olası bilişsel çarpıtmalar üretilecek olan proje değeri için birer risk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yüzden, bu riski azaltmak ve Product Owner’ın doğru kararlar alabilmesi, doğru ihtiyaçları ortaya koyabilmesi ve inovatif bir yaklaşımla değeri maksimize edebilmesi için Stakeholder’lar ile bilgi alış verişinde bulunması, kalabalıkların bilgeliğinden ve farklı geri bildirimlerden faydalanması kritik bir önem taşımaktadır. Özetle, Product Owner ‘her şeyi ben bilirim’ yanılgısına düşmemelidir. İyi bir Product Owner olmak için pazar ve kullanıcılarla etkin bir iletişim halinde olmalı, farklı fikirleri yakalamalı ve değerlendirebilmeli, yeni çözümler ortaya atabilmelidir.

Mehmet Yitmen, Kurucu Üye, Agile Turkey

ARAMA YAPIN