YAZILIM PROJELERİ vs. TAKSİMETRE

YAZILIM PROJELERİ vs. TAKSİMETRE

YAZILIM PROJELERİ vs. TAKSİMETRE

Kurumlara baktığımızda iş birimlerinin IT birimi algısının “güvenilir olmayan” bir duruma geldiğini görüyoruz. Aynı durum IT birimlerinin anahtar teslim projeler yaptığı iş ortakları için de geçerli. IT, iş birimleri nezdinde çok maliyetli ya da verilen zamanlara uyamayan bir departman. Bu iki durum çoğu zaman birbirini destekler şekilde gözlemleniyor ve bu duruma özel “çözümler” de üretilmiş durumda. Eğer “IT verilen zamanlara uymuyor” algısı var ise; işin maliyeti büyük gösterilir, zamanında biter ancak pahalıdır; IT zaten pahalı ise de işin ucuza yapılması için iş zamana yayılır, masterplan’larla sabitlenir ve bu sefer de geç bitiyor olur. Gelinen noktada her iki semptomu da birlikte gözlemlemek mümkün. Sonuç olarak IT iş birimlerine, IT ile iş yapan teknoloji şirketleri de IT birimine bir türlü yaranamaz.

Bu olayı irdelediğimizde ise iki ana problemle karşılaşıyoruz; birincisi içerisinde bulunduğumuz karmaşık sürecin göz ardı edilmesi, ikincisi ise buna bağlı olarak geliştirilecek olan projelerin bütçe ve zamanlamasının kesin olarak verilme zamanının, genelde(cone of uncertainity) durumun bütçe ve süre için çok uygun olmadığı başlangıç aşamasında verilmesi.

İşin çözümü ise taksicide! Birgün bir taksiye binin ve taksiciye şunu söyleyin; “Taksim’den Kadıköy’e, şu saatte Beşiktaş’ta, şu saatte köprüde, şu saatte Üsküdar’da ve şu saatte de Kadıköy’de olacak şekilde, beni fazla sarsmadan götür. Tabii bütçem de şu kadar.” (Bu durumu fixed scope, fixed date, fixed price, high quality projeler ile kolaylıkla ilişkilendirebiliriz; verdiğimiz zamanlama date, geçeğimiz yerler ve gideğimiz yer scope, sarsılmadan gitmek de quality gibi düşünülebilir). Taksici sizden büyük ihtimalle ya taksimetre ne yazarsa onu isteyecek ya da maliyeti şişirecektir (taksimetre açmayarak şeffaflığı yok edecektir). Bunu yapmasının nedeni de İstanbul trafiğinin kompleks ve bilinmez yapısıdır. Bilinmezlik ne kadar yüksek ise risk de o kadar artar ve şehirlerdeki taksi tarifeleri de tamamen bu durum göz önünde bulundurularak hesaplanmaktadır. Taksiciler de iyi hizmeti kompleks bir ortamda tüm değişkenleri sabitleyerek veremeyeceğini bilir.

Bizler de takisici kadar durumun farkındayız ancak genelde şişirme yöntemine gidiyoruz. Karşı taraf da risk almamak için bunu kabul ediyor ancak alınmayan risk ileride çok daha fazla problem doğuruyor. Sorumluluğun paylaşılmaması da projelere oldukça büyük zararlar veriyor. Olaya daha geniş bir pencereden bakacak olursak ülkede gerçeklilik üzerine kurulmayan sistemlere harcanan çok ciddi bir iş, kalite ve güven kaybı durumu ortaya çıkıyor. İşte bu noktada şeffaflığa ve her iki tarafın da çıkarını gözetecek Agile kontratlar üzerine kafa yorulmalı diye düşünüyorum. Bunun için konunun kendini sağlama almak değil, işi sağlama almak olarak yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. Agile olmayı sadece bir kaplan takımı kurmak gibi değil, tüm süreç işleyişi olarak uygulamalıyız. Bu şekilde Agile ile ilgili önemli soru işaretlerinden birini daha kolaylıkla çözebileceğiz diye düşünüyorum.

Ahmet Akdağ, Kurucu Üye, Agile Turkey

ARAMA YAPIN